Merkez Bankası, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan operasyonun ekonomiye olan etkilerini detaylı bir şekilde inceledi. İlgili çalışmada, İmamoğlu ismi geçmeden yapılan değerlendirmelerde, operasyonun sonuçlarının ekonomi açısından İran savaşı kadar yıkıcı olduğu belirlendi.
Yusuf Arslan tarafından 16 Mayıs 2026 tarihinde kaleme alınan habere göre, Merkez Bankası’nın “Dışsal şok dönemlerinde döviz talebi: 2025-2026 analizi” başlıklı çalışması, İmamoğlu operasyonunun yarattığı ekonomik dalgalanmaların, savaşın etkileriyle benzerlik taşıdığını ortaya koydu. İki dönemde de yabancı yatırımcıların Türkiye’den hızlı bir şekilde çekildiği gözlemlenirken, yerli yatırımcıların dövize olan talebinin ise İmamoğlu operasyonu sırasında savaş döneminden daha fazla olduğu kaydedildi.
Çalışmada, İmamoğlu operasyonunun yaşandığı dönem “2025 şok dönemi (Mart-Mayıs 2025)” olarak adlandırıldı. Bu dönem, “Yurt içi gelişmeler ile küresel ticaret politikasındaki belirsizliklerin bir araya geldiği çoklu bir şok ortamı” olarak tanımlandı. Diğer yandan, “2026 şok dönemi (Şubat-Nisan 2026)” ise bölgesel jeopolitik gerginliklerin küresel risk iştahını önemli ölçüde düşürdüğü bir zaman dilimi olarak ifade edildi.
Analiz, her iki şok döneminin Türkiye’deki döviz talebi ve yatırımcı davranışları üzerindeki etkilerini karşılaştırarak, her iki dönemde de en yüksek döviz talebinin yüzde 70-71 oranıyla yabancı yatırımcılardan geldiğini ortaya koyuyor. Yabancı yatırımcılar, lira varlıklarını dövize çevirerek büyük ölçüde ülkeden ayrıldılar. Yerli yatırımcıların sağladığı döviz talebi ise her iki dönemde de yüzde 28-29 oranında gerçekleşti. Bu durum, İmamoğlu operasyonunun hem yerli hem de yabancı yatırımcılar açısından savaş kadar ciddi bir ekonomik hasar yarattığını gösteriyor.
Merkez Bankası’nın analizinde, İmamoğlu dönemindeki şok dalgasının sektörel bazda daha geniş bir döviz talebi yarattığı tespit edildi. Analizde, “Bu geniş tabanlı dağılım, 2025 şok döneminin ‘çok boyutlu şok’ niteliğiyle örtüşüyor. Farklı kaynaklı belirsizliklerin aynı anda artması, firmaların maruz kaldığı riskleri çeşitlendirmiş ve genel bir kurumsal döviz talebine zemin hazırlamıştır.” ifadeleri kullanıldı. Savaş dönemindeki döviz talebinin ise petrol ve altın fiyatlarındaki artışlardan kaynaklandığı vurgulandı.