• Haber
  • Çürüyoruz demek ne işe yarıyor?

    “`html

    Yeni Yıla İlerleme Hedefiyle Bakış

    Yeni bir yılın eşiğinde, nasıl bir tanım yapmalıyız? Beklentiler temiz ve yeni bir başlangıç üzerine kuruluyor. Her şeyin farklı olduğu bir dönem arzu ediyoruz. Gelişmeler arasında yalnızca “ilerleme” ihtimali var; zihnimizde hep daha iyi bir gelecek umudu taşıyoruz. Günler geçtikçe, zamanın doğrusal bir şekilde aktığı düşüncesi üzerimizde hâkim. Yaşasak da hayatı alışkanlıklarımız ve eski güzel günlerle, zamanın akışını hissetmekten mahrum kalıyoruz.

    Zamanı yalnızca ilerleyen bir kavram olarak görmek, modern yaşamın izlerinden kalmış bir düşünce tarzı. İnsanların toplumsal gelişimle birlikte geçmişten modern hayata geçiş yaparak ilerledikleri varsayılıyor. Genellikle az gelişmiş toplumlar, eski sistemleri geride bırakarak ilerlemeleri gerektiğini sık sık duyuyor. Ancak, geç kalmış olanların zamanı böyle doğrusal mı akıyor?

    Zaman, bireylerin deneyimlerine bağlı olarak değişen ve insanların algısı ile şekillenen bir olgudur. Ancak, gündelik hayatta sıkça duyduğumuz siyasi ve ekonomik yorumların temelini de oluşturuyor. Türkiye’deki sohbetler veya sokaktaki tartışmalar, genellikle ya duraksadığımız ya da geriye gittiğimiz düşünceleri etrafında şekilleniyor. “Sosyal çürüme” terimi, bu tür toplumsal olaylar karşısında sıkça başvurulan bir açıklama haline gelmiş durumda. Bu durum, politik alanda neredeyse her görüşten taraftar buluyor.

    Çürüme kelimesini hangi bağlamda kullanıyoruz? Sebzeler ve meyveler zamanla çürüyebilir; çürüyen her şey, geri dönüşsüz bir sonla buluşur ve zaman içinde ilerleme imkânı kalmaz. Sosyal yapıda çürümüş bir toplum, kolektif bir harekete veya toplumsal tepkiye ev sahipliği yapamaz. Problemlerimizi adlandırmak bize bir nebze rahatlık sağlasa da, çoğu zaman bu teşhislere saplanıp kalabiliyoruz.

    Nostalji ile şekillenen “geriye gidiş” söylemleri, yalnızca skandal yaratan olaylar veya toplumsal davranışlar üzerinden ortaya çıkmıyor. Bu tür tartışmalar, genelde sosyal medya üzerinden hızlı bir şekilde yayılıyor ve global olarak benzer durumlar gözlemleniyor.

    Sabrina Carpenter’ın dikkat çekici albüm kapağına dair tartışmalara bir bakalım. Man’s Best Friend isimli albüm kapağında, dizlerinin üzerine çökmüş bir pozisyondaki Carpenter’ın, yanındaki erkek figür tarafından yapılan bir eylem eleştirilere neden oldu. Bu görsel, kadınların üzerindeki baskının simgesi olarak değerlendirilirken, yüksek sesle tepki doğurdu.

    Eleştirilenlerden biri de, feminizmin geriye gittiği yönündeydi. Bu tür bir tartışma genellikle tekil bir olay üzerinden “ilerleme” ya da “gerileme” biçiminde kalıyor. Bu yorumlama tarzı, feminizmin tarihsel birikimini göz ardı ediyor ve global perspektifi daraltıyor. Bu tür olaylar, kadınların dünya genelinde verdiği siyasi mücadelenin görmezden gelinmesine yol açıyor.

    Benzer bir düşünce tarzı, kentsel alanlardaki toplumsal davranışlar üzerinden de gündeme geliyor. Örneğin, yakın zamanda sosyal medyada yayılan Akaretler’deki bir grup erkeğin davranışları, hem kadınların toplumda üstlendiği zorluğu gözler önüne seriyor, hem de meseleleri ekonomik ve ahlaki açıdan basit bir çerçeveye indiriyor.

    “Sosyal çürüme” terimi, toplumsal koşulları veya şiddeti tam anlamıyla açıklamakta yetersiz kalıyor. Daha çok insanların rahatsız edici bulduğu durumlarla teması kesme arayışını temsil ediyor. Ancak, kimse yaşam standartlarımızı belirleyen ekonomik koşullara değinmiyor. Ekonomik zorluklarla başa çıkmaya çalışan bireyler, toplumdan dışlanma riskiyle karşı karşıya kalıyorlar.

    “Sosyal çürüme” ifadesi, bazı sorunları ön plana çıkarabilir, ancak çözüm üretme sorumluluğundan kaçınmamıza sebep de olabilir. Her gün karşılaştığımız olumsuz durumları tanımlama çabası, elbette ki anlaşılır bir tepki. Ancak, “gelişmiş” ve “gelişmemiş” gibi ikili yapılarla düşünüldüğünde, durumu kısırlaştırabiliyor ve eylemsiz kalmamıza neden olabiliyor.

    Değişimin gerçekleşmesi için sorumluluk almak gerekiyor. Bireysel ahlakımıza zıt düşen durumları “gerileme” veya “çürüme” olarak adlandırmak, genellikle ekonomik ve politik nedenleri göz ardı etmemizi sağlıyor. Gelişen kültürel unsurlar, sosyal çürüme ile açıklanamaz. Sonuç olarak, herkesin güvenli bir yaşam alanına sahip olması için biz neler yapabiliriz?

    Desteğiniz önemlidir. Buraya kadar okuduysanız, ifade özgürlüğünün tehdit altında olduğu Türkiye’de, kaliteli içerik üretme çabalarımızı desteklemek adına yanımızda olmanız büyük bir anlam taşıyor. Güvenilir medya alanında hala kaliteli işler ortaya koyabileceğimize inanarak, eleştirel düşünceyi toplumsal bir değer haline getirmeyi hedefliyoruz.

    Bağımsız yayıncılığa olan desteğiniz bizim için büyük önem taşıyor. Okurlarımızın katılımı, bu yayınların sürekliliğini sağlamak adına kritik bir rol oynuyor. Eğer imkanınız varsa, bizimle birlikte olmak için destekçi olabilirsiniz. Desteğiniz için şimdiden teşekkür ederiz, iyi ki varsınız.

    “`

    5 mins