“`html
Ali Babacan’dan IMF Eleştirisi ve Ekonomik Sorunlara Dikkat
Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) geçmişte maaş ve ücret artışlarını ‘gerçekleşen değil, beklenen enflasyona göre yapılmasını’ talep ettiğini fakat bunu kabul etmediklerini vurguladı. Babacan, “Şimdi ise IMF olmadan IMF taleplerinin uygulanır hale geldiğine tanıklık ediyoruz. Beklenen enflasyon oranına göre maaş artışı yapılıyor. Dışında bir ekonomik program veya yapısal reform olmadan, sadece faiz ayarlamalarıyla geçiştiriliyor. Cevdet Bey ve Mehmet Bey giderek bilerek hatalı olanı savunuyorlar” açıklamasında bulundu.
Babacan, DEVA Partisi’nin gündeminde yer alan ekonomik kriz, hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, yoksulluk, gelir dağılımındaki dengesizlikler ve yüksek faiz oranları gibi konulara da değindi.
“Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a telefon ederek, cezaevinde tutulan Rahip Brunson’u serbest bırakma vaadinde bulundu. Bu durum karşısında kimse tepki göstermedi. Siz ‘ekonomik istikrar hukuk, adalet ve şeffaflığa dayanıyor’ diyorsunuz. 2023, 2024, 2025 gibi yıllarda dış kaynak girişleri ve yatırımlar konusunda somut bir gelişme yok. Türkiye, 225 Boeing uçağı, LPG anlaşmaları gibi milyarlarca dolarlık jestler yaptı, ama bunun karşılığında ne elde edildi? Uygulanan programın başarılı olduğunu söyleyebilir miyiz?”
“Trump, Cumhurbaşkanı’na ‘Rahip Brunson’ı nasıl serbest bırakacağını belirtti ve ‘güvenilir bir adamdır’ dedi. Ancak bu durum, Türkiye’nin hukuk devleti olup olmadığına dair dünya çapında yeniden bir sorgulama yarattı. Türkiye’nin beş yıllık kalkınma planları var, fakat biz sadece üç tane hazırladık. Kamu mali yönetimi ve kontrol yasasıyla birlikte üç yıllık orta vadeli program (OVP) oluşturduk. Hiçbir şeyin ertelenmediği üç yıl, daha gerçekçi bir yaklaşım.
“Mehmet Şimşek göreve geldiğinde, ihale yasasında reform, kamu tasarrufu, servet vergisi uygulaması gibi konularda vaatlerde bulundu. Ancak bu vaatlerden henüz bir adım atılmadı. Ne düşünüyorsunuz?”
“Finans politikasında sadece faiz oranlarını artırarak, vergi yükünü geniş kitlelere yıkmakla kalıyor. Vergilere yöneltiğimizde, çoğunlukla dar gelirli kesimin ödediği KDV ve ÖTV gibi vergiler var. Ancak zengin bireylerle ilgili vergi düzenlemeleri yapılmıyor. İlk açıklanan programda yer alan yapısal reformlardan vazgeçileceği belli oldu. Çünkü servet vergisi kesintisinin gerçekten yapılması beklenmez. İktidar toplumdan uzaklaştığı için geniş kesimler üzerinde vergi getirmekte rahat davranıyor. Ama zengin kesim bu durumdan rahatsız olursa, iktidar böyle bir adım atamayacak.
“Teşvikli yatırımlarda gerileme yaşanıyor. Doğrudan yabancı yatırım girişi durmuş durumda. Teşvikler artık, belli yabancı şirketlere kapalı kapılar ardında verilmekte. Burada şeffaflık ve hukuk eksikliği mi etkili?”
“Çin ve İtalya’dan otomobil ithalatında vergi indirimi yapıldı. Ancak bu yeni yatırımların yerel alana katkısı belirsiz. Eski dönemlerde teşvik belgeleri şeffaf bir şekilde yayınlanırken, şimdi bu süreç gizli hale geldi. Şu anda teşvikler kimlere veriliyor bilmiyoruz. Önceden, verdiğimiz teşviklerle geri dönüşü sağlardık, ama şimdi bu düzenlemeler belirsizliğe sürüklenmiş durumda. Şu anki uygulamalar yatırımcıların güvenini zedelemekten başka bir işe yaramıyor. Bu karmaşa içerisinde Türkiye’de herhangi bir doğrudan yatırım isteği kalmıyor.
“Şirket ve holdinglere yönelik son operasyonlarda kara para aklama iddiaları öne çıkıyor. Savcılık, maliye ve bağımsız kurullar yıllardır bunları izliyor. Ne düşünüyor?
“Artık bağımsız herkesin gözlemleyeceği bir kurum kalmadı mı Türkiye’de? İktidarın izni dışında hareket etmesi beklenen bir yapı kaldı mı? Yıllardır bilinen bu şirketler şimdi iktidarın hışmına uğradı. Eğer sorunları yıllardır biliyorsanız ve göz ardı ediyorsanız, o zaman sorumluluk sizdedir. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’ye yatırım çekme konusunda ciddi engeller oluşturuyor. İş yatırımcıları, otoriteyi rahatsız etmemek için korkuları nedeniyle doğruyu konuşmaktan bile çekiniyor.
“Faiz ve döviz politikaları mevcut ekonomik problemleri çözmeye yeter mi? Yabancı yatırımcılarla yapılan görüşmelerde potansiyel güvence verildiği konuşuluyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?”
“Büyüme oranlarıyla övünüyorlar fakat Türkiye’nin büyüme beklentisi bunun çok üzerinde olmalı. Gelişen bir ülke olmadığımız için diğer ülkelerden daha sağlam bir büyüme sağlamalıyız. Önceki dönemde tek haneli enflasyon oranlarıyla büyüdüğümüz dönemi düşünün. Ancak şimdi, yapısal sorunlar çözülmeden sadece rakamlarla oynanıyor. Ekonomik güven oluşturmak adına daha fazla şeffaflık sağlanmalı.
“Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçi konfederasyonları çekildi. 2026 yılı zam oranı yüzde 20 olacak şeklinde bir öngörü var. Bu noktada ne yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?”
“Dürüst insanların görev alması ve sorunların şeffaf bir biçimde ele alınması kaçınılmaz. Vergi politikalarının adil ve şeffaf olması gerekli. Ancak şu anki vergi dilimleri enflasyon kadar bile artıyor, bu da daha fazla yük getirmekte. Sonuç olarak, düşük maaş alan bireyler, vergi yüküne daha fazla maruz kalıyorlar. Bu durum, milyonlarca emeklinin ve asgari ücretlinin durumunu daha da zorlaştırıyor.
“Ekonomiyi düzeltemeyince sadece rakamlarla oynamaya başladılar, öyle görünüyor”
“24 sonunda gerçekleşen enflasyon oranını dikkate almadan zam politikaları uygulanıyor. Gerçekleşen enflasyon ile zamlar arasında ciddi bir kayıp var. İçinde bulunduğumuz durumda, geçen yılın enflasyonu baz alınarak ek zamlar yapılmalı. Aksi takdirde, emekli, asgari ücretli, işçi ve çiftçi kayıp yaşamaktadır. Türkiye’de daha önce böyle bir uygulama görülmemiştir.”
“`